Aç Karnına Market Alışverişi Bütçemi Nasıl Bozdu?

Bir akşam marketten iki büyük poşetle çıktım. Poşetlerin ağırlığına bakınca evin bütün ihtiyacını çözmüşüm gibi hissediyordum. Eve gelip aldıklarımı tezgâha dizince manzara pek öyle değildi: iki çeşit atıştırmalık, ihtiyacım olmayan içecekler, evde zaten bulunan makarna ve ne zaman kullanacağımı bilmediğim sebzeler vardı. Ertesi gün yine ‘Akşama ne yiyeceğim?’ diye düşünüyordum.

Benim market harcamamı bozan tek şey fiyatların yükselmesi değildi. Aç, plansız ve evde ne olduğunu bilmeden alışveriş yapıyordum. Sonra fişleri saklamaya başladım. Aynı ürünleri tekrar aldığımı, kampanya diye gereğinden fazla stok yaptığımı ve taze gıdanın bir bölümünü çöpe attığımı görünce alışveriş biçimimi değiştirdim.

Aç karnına markete gittiğimde sepette ne değişiyordu?

Bende en belirgin fark hızlı yenebilecek ürünlerdeydi. Normalde düşünmeyeceğim cips, tatlı, hazır sandviç veya içecekler daha cazip görünüyordu. Üstelik bunların her biri tek başına küçük harcama olduğu için kasaya gelene kadar toplamı fark etmiyordum.

Tok olduğumda ise kendime daha kolay şu soruyu soruyorum: ‘Bunu hangi öğünde kullanacağım?’ Cevabım yoksa çoğu zaman sepete koymuyorum. Bu yöntem kusursuz değil; canımın istediği bir şeyi elbette alıyorum. Fark, bunun plansız bir zincire dönüşmemesi.

Market kapısından önce yaptığım 10 dakikalık tur

Benim alışveriş listem artık mutfak masasında başlamıyor. Önce buzdolabının kapağını açıyorum. Yarım yoğurt, iki domates, açılmış peynir, dondurucudaki köfte… Bunları görmeden hazırlanan liste bana göre eksik liste.

  1. Buzdolabında önce tüketilmesi gereken ürünleri kontrol ediyorum.
  2. Dondurucuda hazır porsiyon veya et ürünü var mı bakıyorum.
  3. Makarna, pirinç, bulgur, bakliyat gibi kuru gıdayı kontrol ediyorum.
  4. Önümüzdeki hafta kaç akşam gerçekten evde olacağımı düşünüyorum.
  5. Üç-dört ana yemek seçiyorum.
  6. Eksikleri mümkünse miktarıyla yazıyorum.

Bu tur bazen beş dakika sürüyor. Ama markette yirmi farklı kararı düşünmeden vermekten daha kolay.

‘Domates’ yazmakla ‘4 domates’ yazmak arasında fark var

Eskiden listeye sadece ürün adı yazardım. Markette karşıma büyük paket çıkınca ‘Nasıl olsa yenir’ diye alırdım. Tek kişilik evde ise her zaman yenmiyor. Özellikle yeşillik, yoğurt, meyve ve sebzede miktar belirtmek benim israfımı ciddi biçimde azalttı.

Şimdi bir malzemenin iki ayrı yemekte kullanılmasını seviyorum. Örneğin aldığım yoğurdun bir kısmı yemeğin yanında, kalan kısmı ertesi gün başka bir öğünde kullanılabiliyorsa alışveriş daha verimli oluyor.

Eskiden yaptığım Bana maliyeti Şimdi yaptığım
Liste olmadan markete girmek Eksik ve tekrarlı ürün Dolap kontrolünden sonra liste
Aç alışveriş yapmak Hazır gıda ve atıştırmalık artışı Mümkünse normal öğünden sonra gitmek
Büyük paket görünce almak Kullanılmayan stok Tüketim süresini düşünmek
Menüsüz sebze almak Bozulma Her taze ürüne en az bir kullanım planı

Kampanya görünce yaptığım matematik değişti

‘İkinci ürün yüzde 50 indirimli’ cümlesi eskiden bende otomatik olarak avantaj hissi yaratıyordu. Şimdi iki sorum var: İkinci ürüne gerçekten ihtiyacım var mı ve bozulmadan kullanabilecek miyim?

Deterjan, tuvalet kâğıdı veya uzun süre dayanabilen bir üründe kampanya mantıklı olabilir. Üç kutu taze ürünü sadece indirimli diye almak ise tek yaşayan biri için tam tersine pahalıya gelebilir. Çöpe giden ürünün birim fiyatının ucuz olması bütçeyi kurtarmıyor.

Haftalık yemek planını neden askeri düzende yapmıyorum?

İlk denemelerimde pazartesi mercimek, salı tavuk, çarşamba makarna diye bütün haftayı yazdım. Salı günü geç eve gelince plan bozuldu. Çarşamba canım listede yazanı istemedi. Perşembe günü sistemden tamamen vazgeçmiştim.

Şimdi daha esnek bir yöntem kullanıyorum. Haftada birkaç ana yemek, birkaç hızlı seçenek ve bir dondurucu alternatifi belirliyorum. Hangi gün hangisini yiyeceğim kesin olmak zorunda değil. Böylece plan bana hizmet ediyor; ben plana hizmet etmiyorum.

Ayrıntılı örneği tek kişilik haftalık yemek planı yazısında anlattım.

Tek kişilik evde porsiyon hesabı

Benim en çok yanıldığım noktalardan biri aile tipi tariflerdi. Dört-altı kişilik bir tarifi aynen yapınca iki gün aynı yemeği yemek sorun değildi; üçüncü ve dördüncü gün artık istemiyordum. Sonunda kalan yemek çöpe gidebiliyordu.

Şimdi ya tarifi küçültüyorum ya da dondurulmaya uygunsa baştan porsiyon ayırıyorum. Böylece ‘kalanı bitirme zorunluluğu’ hissi azalıyor.

Fişleri neden saklamaya başladım?

Bir ay boyunca market fişlerini inceleyince hafızamla gerçek harcamanın aynı olmadığını fark ettim. Ben büyük harcamaları hatırlıyordum; bütçeyi delen ise çoğu zaman küçük ve sık alınan ürünlerdi.

Çok ayrıntılı muhasebe tutmuyorum. Harcamaları kabaca gıda, temizlik ve plansız/ekstra diye ayırmak bile bana yeterli fikir veriyor. Deterjan gibi birkaç ayda bir alınan ürünleri ayrıca not ediyorum ki bir ayı diğerine yanlış kıyaslamayayım.

‘Plansız ürün’ tamamen yasak mı?

Hayır. Markete gidip listede olmayan hiçbir şeyi alamamak bana sürdürülebilir gelmiyor. Bazen yeni bir kahve görürüm, bazen canım tatlı ister. Ben bunun için küçük bir esneklik bırakıyorum.

Asıl fark şu: Eskiden bütün sepet plansızdı, şimdi bir-iki ürün plansız olabilir. Bu küçük ayrım alışverişin keyfini öldürmeden kontrolü koruyor.

Buzdolabındaki ‘önce beni ye’ bölümü

Gıda israfını azaltmak için yaptığım en basit şeylerden biri, çabuk tüketilmesi gereken ürünleri görünür bir yerde toplamak oldu. Dolabın arkasına itilmiş yarım peynir veya iki gün önce açılmış yoğurt gözden kaybolunca yenisini almak çok kolay.

Yeni ürünü eskisinin önüne koymamaya çalışıyorum. Haftanın sonuna doğru da yeni tarif aramadan önce kalan malzemelere bakıyorum. Bazen akşam yemeği böyle ortaya çıkıyor.

FAO da gıda israfını azaltma önerilerinde alışverişten önce buzdolabı ve kileri kontrol etmeyi, liste yapmayı ve ihtiyaç kadar satın almayı öneriyor.

Online market alışverişinde durum farklı mı?

Bende bir açıdan daha kolay. Sepetteki toplam tutarı sürekli görebildiğim için kontrol artıyor. Ama bu kez de uygulamadaki kampanya ve öneriler devreye giriyor. ‘Sepetinize şunu da ekleyin’ önerileri fiziksel marketteki raflar kadar etkili olabiliyor.

Online alışverişte listeyi arama kutusundan tek tek bulmak ve kategori kategori dolaşmamak benim gereksiz eklemelerimi azaltıyor.

Çocuk evdeyken liste neden değişiyor?

Ela’nın bende olduğu günlerle tek olduğum günlerin tüketimi aynı değil. Eskiden bu ayrımı hesaba katmıyordum. Sonra ya eksik ürün kalıyor ya da fazla alıyordum. Şimdi haftayı planlarken evde kaç kişi olacağını da düşünüyorum.

Burada çocuğun sevdiği her şeyi sepete doldurmak yerine birkaç seçimi birlikte yapmak daha iyi çalışıyor. Hem onun fikri oluyor hem alışveriş başıboş büyümüyor.

Benim markette uyguladığım beş küçük kural

  • Alışverişten önce mutfağa bakmadan çıkmıyorum.
  • Mümkünse aç gitmiyorum.
  • Taze ürünü kullanacağım öğünü düşünmeden almıyorum.
  • Kampanyada toplam ödemeye ve tüketim süresine bakıyorum.
  • Kasada sepete son bir kez göz atıyorum.

Sık sorulan sorular

Haftada bir alışveriş mi daha ucuz?

Herkes için aynı cevap yok. Ben kuru gıdayı daha seyrek, taze ürünü ise tüketebileceğim miktarda almayı daha kullanışlı buluyorum.

Tok gitmek gerçekten yeterli mi?

Benim için tek başına yeterli olmadı. Tok olmak, liste ve evdeki stok kontrolüyle birleştiğinde işe yaradı.

Büyük paket her zaman avantajlı değil mi?

Birim fiyatı düşük olabilir; fakat kullanmadan bozulacaksa toplamda avantaj sağlamaz.

Market bütçesi için nakit kullanmak gerekir mi?

Şart değil. Benim için ödeme yönteminden çok harcamayı takip etmek ve alışveriş öncesinde sınır belirlemek işe yarıyor.

İndirimleri hiç takip etmiyor musun?

Takip ediyorum ama listeyi indirime göre değil, ihtiyaca göre kurmaya çalışıyorum. İhtiyacım olan ürün indirimdeyse avantaj olarak görüyorum.

Şimdi marketten iki poşetle çıktığımda

Hâlâ bazen gereksiz bir şey alıyorum. Bazen listedeki miktarı yanlış hesaplıyorum. Fakat eve geldiğimde poşetlerden çıkanların büyük kısmının nerede kullanılacağını biliyorum. Benim için fark burada. Bütçeyi toparlayan sihirli bir market veya marka olmadı; market kapısından girmeden önce mutfağın kapağını açmak oldu.

Gıda israfını azaltmaya yönelik genel kaynak: FAO.

Kaan
Yazar

Kaan

39 yaşında, kurumsal bir yazılım şirketinde proje yöneticisi ve bir kız babasıyım. Boşanma sonrası tek başıma yaşamaya başlayınca yemek, ev düzeni ve günlük hayatın pratiklerini deneme-yanılmayla yeniden öğrendim. Evde Erkek Var'da bu süreçte edindiğim gerçek deneyimleri, işe yarayan pratik çözümleri ve baba-kız yaşamından öğrendiklerimi paylaşıyorum.

Kaan'ın tüm yazıları