İlk Baba-Kız Kampında Çadırı Kuramadık: Evde Deneme Kuralımız

İlk baba-kız kampımızda çadırı açtığımda kendime fazlasıyla güveniyordum. Kutunun üzerinde kurulmuş hali çok basit görünüyordu. Direkleri yere serdim, Ela parçaları bana uzatmaya başladı ve kılavuzu çantanın içinde bıraktım. “Bunu bakmadan da kurarım” dedim.

Yaklaşık yarım saat sonra çadır hâlâ yerdeydi.

Bir direği yanlış kanaldan geçirmiş, iki parçanın sırasını karıştırmıştım. Ela bir noktada “Baba resmine baksak?” dedi. Çocuktan gelen gayet mantıklı öneriyi kabul edip talimatı açınca birkaç adım sonra çadır ayağa kalktı. Akşam yıldızlara bakarken günün en çok güldüğümüz olayı buydu.

O kamp bana ekipman satın almakla kampa hazır olmak arasında fark olduğunu gösterdi. Sonraki gezilerde yeni aldığım çadırı ilk kez kamp alanında açmamaya başladım.

Yaklaşık 2000 TL’lik ekipmanım vardı ama hazırlığım eksikti

İlk kamp için o dönemde çadır, uyku ekipmanı ve birkaç küçük malzemeye yaklaşık 2000 TL harcadığımı hatırlıyorum. Bu güncel kamp ekipmanı fiyatı değil; benim o zamanki yaklaşık harcamam.

Parayı harcayınca kendimi hazırlanmış hissetmiştim. Oysa çadırın parçalarını tanımıyor, yağmurda ne yapacağımızı tam bilmiyor ve kamp alanının kurallarını yeterince araştırmamıştım. Ekipman listem vardı; kullanım tecrübem yoktu.

Şimdi çadırı önce güvenli bir yerde prova ediyorum

Yeni bir çadır aldıysam veya uzun süredir kullanmadıysam kamp öncesi bir kez kuruyorum. Bahçe, uygun bir açık alan veya üreticinin izin verdiği başka güvenli bir yerde prova yapmak birkaç sorunu daha yola çıkmadan gösteriyor.

Direklerden biri eksik mi, kazıklar tam mı, fermuar çalışıyor mu, kurulum sırasını hatırlıyor muyum? Bunları hava kararmaya başlarken öğrenmek yerine önceden görmek daha rahat.

Kılavuzun fotoğrafını telefona kaydediyorum

Kâğıt kılavuzun ıslanması veya kaybolması mümkün. Bu yüzden çadırın model bilgisini ve kurulum talimatını telefonda çevrimdışı erişebileceğim şekilde saklıyorum. Varsa üreticinin resmi kurulum videosunu da önceden izliyorum.

İnternetin çekmediği bir alanda “YouTube’dan bakarız” planı güvenilir değil. İlk kampta bunu da yaşayarak öğrendim.

Ela’ya görev veriyorum ama güvenliği devretmiyorum

Ela kamp hazırlığına katılmayı seviyor. İlk seferde ne yapacağını söylemediğim için bir süre yalnızca benim etrafımda dolaşıp parça uzattı. Sonra yaşına uygun küçük görevler belirlemeye başladık.

  • Kendi kıyafetlerini kontrol etmek
  • Çadır direklerini kurulum öncesi gruplamak
  • Uyku tulumunu kendi çantasına koymak
  • Çöp torbasının nerede olduğunu bilmek
  • Kamp alanında kullandığı eşyayı yerine bırakmak

Ateş, kesici aletler, sıcak yemek, araç trafiği, su kenarı ve benzeri güvenlik konuları yetişkin sorumluluğunda kalıyor.

Kamp yeri seçimini fotoğrafa bakarak yapmıyorum

Sosyal medyada çok güzel görünen bir yerin kamp için yasal veya güvenli olması gerekmiyor. Türkiye’de ormanlık alanlara giriş, ateş yakma veya kamp yapma kuralları bölgeye ve döneme göre değişebilir; özellikle yangın riskinin yüksek olduğu dönemlerde ek yasaklar uygulanabilir.

Bu yüzden yola çıkmadan önce kamp yapılacak alanın resmi işletme/yerel yönetim/orman otoritesi bilgilerini kontrol ediyorum. “Geçen sene burada ateş yakmışlardı” benim için güncel izin anlamına gelmiyor.

Hava durumuna bir kez bakmak yetmedi

İlk kamp öncesi birkaç gün önce genel hava tahminine bakmıştım. Yola çıkacağımız gün yeniden kontrol etmemiştim. Şimdi konuma özel güncel tahmini hem hazırlık sırasında hem çıkışa yakın tekrar kontrol ediyorum.

Sadece yağmur simgesine bakmıyorum; gece sıcaklığı, rüzgâr ve varsa resmi hava uyarıları planı etkileyebilir. Koşullar çocukla kamp için uygun görünmüyorsa “rezervasyon yaptık, mecbur gideceğiz” demiyorum.

Gece sıcaklığı benim için gündüzden daha önemli hale geldi

Gündüz tişörtle rahat edilen bir yerde gece ciddi biçimde serinleyebiliyor. İlk zamanlarda uyku ekipmanını yalnız mevsime göre seçiyordum. Şimdi beklenen gece koşullarını ve kullandığımız ekipmanın üretici derecelendirmelerini dikkate alıyorum.

Uyku tulumunun üzerindeki sıcaklık bilgisini de “bu derecede herkes kesin rahat uyur” şeklinde yorumlamıyorum. Kişisel tolerans, kıyafet, mat ve ortam koşulları fark yaratabiliyor.

Yerden gelen soğuğu küçümsemiştim

İlk kampın sabahında sırtımın neden bu kadar üşüdüğünü anlamam zaman aldı. Uyku tulumuna odaklanmış, zeminle aramızdaki yalıtımı pek düşünmemiştim.

Şimdi mat veya kullandığımız uyku sisteminin zeminden yalıtım görevini de hesaba katıyorum. Ekipmanı kamp öncesi denemek burada da işe yarıyor; pompalı bir mat varsa pompasının çalıştığını evde görmek çok daha iyi.

Çadırı nereye kuracağımızı da prova kadar önemsiyorum

Kamp alanına vardığımda yalnız “manzara güzel mi?” diye bakmıyorum. Alanın işletme kuralları içinde izin verilen yeri kullanıyor; su birikebilecek çukur noktalar, düşebilecek kuru dallar veya belirgin başka riskler konusunda dikkatli davranıyorum.

Doğal alanda bitki örtüsünü gereksiz yere ezmemek ve mevcut kamp yüzeylerini kullanmak da çevre açısından daha doğru.

Ateş bizim kampın zorunlu parçası değil

Eskiden kamp denince aklıma otomatik olarak ateş geliyordu. Artık açık ateşi kampın şartı olarak görmüyorum. Alanın güncel kuralları yasaklıyorsa ateş yakmıyoruz. İzin olsa bile yangın riski, rüzgâr ve resmi uyarılar dikkate alınmalı.

Çadırın içinde veya kapalı alanında mangal, kömürlü ısıtıcı ya da yanma sonucu karbonmonoksit oluşturabilecek cihazları kullanmıyoruz. Karbonmonoksit renksiz ve kokusuz olduğu için “koku yoksa sorun yok” denemez.

Yemek planını evdeki mutfak gibi kurmuyorum

İlk kampta fazla çeşit götürmüştüm. Hazırlama, soğuk tutma ve bulaşık işi beklediğimden fazla zaman aldı. Şimdi özellikle kısa kampta daha basit yemekler seçiyorum.

Bozulabilir gıdaların uygun sıcaklıkta tutulması, çiğ ve pişmiş ürünlerin ayrılması ve temiz su kullanımı kamp ortamında da geçerli. Soğuk zinciri sağlayamayacağım bir ürünü sırf evde seviyoruz diye götürmüyorum.

Su hesabında “orada buluruz” demiyorum

Kamp alanında içilebilir su olup olmadığını resmi bilgiden kontrol ediyorum. Kaynağı belirsiz doğal suyu temiz görünmesine güvenerek içmiyoruz. Yanımıza götüreceğimiz içme suyunu kişi sayısı, süre, hava ve faaliyet düzeyine göre planlıyorum.

Uzun veya uzak doğa faaliyetlerinde su arıtma konusu ayrıca planlama ve doğru ekipman gerektirir; bizim kısa aile kampımızda güvenli içme suyunu önceden hazırlamak daha basit çözüm.

Acil durumda adresi tarif edebilmek

İlk kampta telefonum yanımdaydı ve bunu acil plan sayıyordum. Sonradan telefonun şarjının bitebileceğini veya bazı alanlarda çekmeyebileceğini düşündüm.

Şimdi en azından kamp alanının adını/adresini, araçla çıkış yolunu ve yakınlardaki resmi yardım noktalarına ilişkin bilgiyi önceden biliyorum. Bir yakınımıza da nereye gittiğimizi ve yaklaşık ne zaman döneceğimizi söylüyorum.

Telefon şarjı eğlence için değil iletişim için öncelikli

Kamp gecesi sürekli video izlemek veya fotoğraf çekmek bataryayı hızlı tüketebiliyor. Yanımda uygun bir powerbank bulunduruyor, telefonun şarjını gereksiz yere bitirmemeye çalışıyorum.

Ancak powerbank var diye iletişimin garanti olduğunu varsaymıyorum. Şebeke olmayan yerde dolu batarya tek başına yardım çağırmaya yetmeyebilir. Bu yüzden konum ve dönüş planını bir yakına bırakmak hâlâ önemli.

İlk yardım çantası var ama beni sağlıkçı yapmıyor

Temel bir ilk yardım çantası bulunduruyorum ve içeriğinin tarihlerini kontrol ediyorum. Kullandığımız kişisel ilaçlar varsa onları da uygun şekilde planlıyorum.

Fakat ciddi yaralanma, alerjik reaksiyon, nefes sorunu veya başka acil durumda internetten çözüm aramak yerine profesyonel acil yardım gerekiyor. Çantanın bulunması riskli bir faaliyeti güvenli hale getirmiyor.

Çöp torbası kamp ekipmanının parçası

İlk kamp listemde çadır, fener ve yiyecek vardı; çöpü nasıl çıkaracağımızı sonradan düşündüm. Şimdi ayrı çöp torbasını baştan hazırlıyorum.

ABD Ulusal Park Servisinin anlattığı Leave No Trace yaklaşımındaki temel fikirlerden biri, ziyaret edilen doğal alan üzerindeki etkiyi azaltmak. Türkiye’de bulunduğumuz alanın kendi kuralları öncelikli olmak üzere, biz de getirdiğimiz atığı geride bırakmamaya çalışıyoruz.

Doğadan “hatıra” toplamıyoruz

Ela’nın güzel taş, kozalak veya çiçek bulup götürmek istediği oluyor. Korunan alanlarda doğal materyallerin toplanmasına ilişkin kurallar bulunabilir. Biz genel olarak fotoğrafını çekip yerinde bırakmayı tercih ediyoruz.

Bu küçük davranış kampın çocuk için yalnız eğlence değil, doğaya nasıl davranılacağını öğrenme fırsatı olmasını sağlıyor.

Baba-kız tatilindeki görev paylaşımını kampa taşıdık

Kamp hazırlığının tamamını ben yaptığımda bir şeyi unutursam bütün sistem aksıyor. Ela’yı yaşına uygun şekilde sürece katınca hem kendi eşyasını tanıyor hem yolculuk onun projesi haline geliyor.

Benzer yaklaşımı baba-kız tatil planında da kullanıyorum. Kamp havası uygun değilse veya evde kalmaya karar verirsek baba-kız etkinlikleri arasından başka bir plan seçmek de dünyanın sonu değil.

Bizim kamp öncesi kısa kontrolümüz

  • Çadır ve uyku ekipmanını önceden dene.
  • Eksik/kırık parça var mı kontrol et.
  • Kamp alanının güncel resmi kurallarını öğren.
  • Konuma özel hava durumunu çıkışa yakın tekrar kontrol et.
  • Su ve basit yiyecek planını yap.
  • İlaç ve temel ilk yardım malzemelerini kontrol et.
  • Telefon/powerbank şarjını tamamla.
  • Bir yakına konum ve dönüş bilgisini bırak.
  • Çöp ve doğayı koruma planını unutma.

Çadırı hızlı kurmak artık hedefim değil

İlk kampta yarım saat direklerle boğuştuğum için kendimi başarısız hissetmiştim. Şimdi düşününce o karmaşa kampın en güzel anılarından biri. Ela hâlâ bazen “Baba önce resmine bakalım” diye dalga geçiyor.

Fakat hazırlık konusunda aynı hatayı tekrarlamıyorum. Yeni ekipman satın alınca “hazırız” demiyoruz. Önce açıyor, kuruyor, eksikleri görüyor ve tekrar topluyoruz.

Çadırı beş dakikada kurabilmek güzel. Ama çocukla kamp yaparken benim için asıl başarı, hava karardığında nerede olduğumuzu, ekipmanın nasıl çalıştığını ve bir sorun çıkarsa ne yapacağımızı biliyor olmak.

Doğada düşük etki yaklaşımı için kaynak: U.S. National Park Service – Leave No Trace Seven Principles. Türkiye’de kamp, orman girişleri ve ateş kuralları için gidilecek bölgenin güncel resmi duyuruları ayrıca kontrol edilmelidir. Öne çıkan görsel: Tanner Moran / Unsplash.

Kaan
Yazar

Kaan

39 yaşında, kurumsal bir yazılım şirketinde proje yöneticisi ve bir kız babasıyım. Boşanma sonrası tek başıma yaşamaya başlayınca yemek, ev düzeni ve günlük hayatın pratiklerini deneme-yanılmayla yeniden öğrendim. Evde Erkek Var'da bu süreçte edindiğim gerçek deneyimleri, işe yarayan pratik çözümleri ve baba-kız yaşamından öğrendiklerimi paylaşıyorum.

Kaan'ın tüm yazıları